3 Aralık 2009 Perşembe

Oradaydım


İlk kez bir ölüme tanık oldum, hatta yardım ettim. Sanılanın aksine sanıldığı kadar zor olmadığını anladım ve şimdi burada söylüyorum. Ben de oradaydım.

Kapıdan içeri 4 kişi girdik. O geri giderek sırtını duvara yasladı. Gerçekten çok güzel bir kızdı. İri siyah gözleri ile korkarak bana baktı. Yanına iyice yaklaştım, bir şeyler mırıldandı. Elimi yavaşça başına götürdüm, bir terslik olduğunun farkındaydı. Başını okşamaya çalıştım, korksun istemiyordum. O na ilk kez dün dokunmuştum, bu ikimizinde hoşuna gitmişti ama bu sefer işe yaramadı. Akamdaki diğer 3 kişide etrafını çevreledi. 3 ü de gülüyordu, bense üzgündüm. Tekrar elimi yaklaştırıp başını okşadım. Bu sefer kaçmadı, o siyah gözleri ile tekrar bana baktı, elimi başından yüzüne götürdüm. Gözleri ıslaktı, ben yanağını okşuyordum.



Güneşli bir günün akşamında ziyaretime gelen annem için güzel ve pratik bir ziyafet sofrası hazırlamak için girmiştim mutfağa. Daha da keyiflenmek için kulağıma ipod u taktım. İlk sırada Hayko Çepkin vardı, şarkı “Hangimiz Masumuz” süre 5dk 01sn. Annem ise içeride söyleniyordu. Ipod u çıkarıp, bana seslenip seslenmediğini anlamaya çalıştım. İçeride beddua ediyordu. Umursamadım, kulaklığı tekrar takıp şarkıya kaldığım yerden devam ettim.

“kim bilir nerde kirlendik
kim bilir nerde dişlendik
gözün tam açık olsa da
her gün bir damla işlendik”

Annem içeride hala söyleniyordu. Onun bu kadar söylenmesinden rahatsız oldum. Dolabı açıp, annem geleceği için sebzelerin arkasına sakladığım içki şişesinden birkaç yudum, ve bir kaçta domates aldım. Bana bir şeyler söylüyordu ama kulaklığı çıkarıp ne dediğini anlamaya çalışmak yerine Ipod un sesini iyice açtım. Annemin mutfak kapısına geldiğini fark ettiğimde hala söyleniyordu. Çekmeceye doğru gittim, o yanıma gelip hala bir şeyler söylerken, çekmeceden bıçağı aldım. Ona döndüğümde bana hala bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Onu duymuyordum ama bir süre dinlercesine ona baktım. O anlatıyordu, ama ben duymuyordum. Son günlerde sıklıkla kendimden geçmeye başlamıştım, her seferinde “yine dalıp gittin” derlerdi. Yine kendimden geçmiş onu dinliyor, ama duymuyordum. Elimde bıçak hep dedikleri gibi dalıp gitmiştim. Eğer bıçak tırtıklı ve keskinse yeterince dikkatinizi verdiğinizde bir şeyi keserken bıçağın o tırtıklarını hissedebilirsiniz. O an tek hissettiğim bıçağın tırtıklarıydı. Onu her doğradığımda bıçağın tırtıklarını daha fazla hissediyordum. Kendime geldiğimde ise bıçağın o tırtıklarını artık hissetmeyecektim. Şarkı bittiği zaman kendime gelebildim. Artık önümde parçalanmış, ne olduğu belli olmayan bir şey duruyordu. Annem kulağımdaki kulaklığı çıkarıp, “mundar ettin domatesleri” diye kızdı. Daha sonra kafası kesilip öldürülen kızın katilinin televizyonda teslim olduğunu görüp beddua ettiğini öğrendim. Oldukça sinirlenmiş söylenmeye devam ediyordu, çocuk yaşta bir insan, nasıl birinin kafasını kesip öldürebilirdi. Çocuk satanist olmalıydı, ancak böylesine bir inançta olan biri bunu yapabilirdi. Dünyanın çivisi çıkmış, insanlar zıvanadan çıkmıştı, falandı filandı. Ne ironidir ki hiçbir zaman öğrenemedi, en vahşi seri katillerinden biri olan çiviciyi İzmir’de yaşarken onunla olan ortak ahbaplarımızla Manisa’da ziyaret etmeye çalıştığımı. Annemin sinirinin yatışması için yemeğin sosuna şarap karıştırmaya karar verdim. Sosu hazırlarken bir canlıyı öldürmeyi, hatta kafasını bir insan hangi ruh hali ile kesebileceğini düşündüm. O gece annem erkenden uyudu. Sos lezzetli olmamıştı ama amacına ulaşmıştı.




Elimle yanağını okşar ve bana o iri gözleriyle bakarken anlamıştım onu sevdiğimi. Ama vazgeçme gibi bir seçeneğim yoktu, diğer 3 ünü ikna edemeyeceğimi biliyordum. Bir şeye inanıyorlardı ve asla vazgeçmezlerdi. Onu tuttuklarında bağırdı, umursamadan kapıya doğru götürdüler. Direnmeye çalışsa da ellerinden kurtulamadı, bağırsa da onları ikna edemedi. Tam kapıya geldikleri sırada tüm gücünü kullanıp ellerinden kurtularak tekrar içeriye girdi ve bana doğru koştu. Onun için yapabileceğim bir şey yoktu. Kenara çekildim tekrar duvara sırtını döndü ve bağırmaya devam etti. Diğer 3 kişi sinirlenerek ona doğru yaklaştılar. Birisi gidip yanlarında getirdikleri ipi aldı ve onu bağladı. Tekrar ona dokunmaya çalıştım ama buna izin vermedi. Halbuki daha dün onunla yine buradaydık. Yalnızdık. Onun o güzel yüzüne dokunmam hoşuna gitmişti. Tam bu odada dokunmuştum ilk kez yüzüne. Boynuna dokunmuştum. Bacaklarına ve göğüslerine dokunmuştum defalarca. Şimdi ise onu götürmelerine yardım ediyordum.


Dışarıya çıktığında ne kadar çırpınsa, ne kadar bağırıp yalvarsa da kimseyi caydıramamıştı. Ben ise utanıyor, işe yaramayacağını bilsem de bırakın gitsin diyemiyordum. Artık bir insanın birini hangi ruh haliyle öldürebileceğini daha iyi anlıyordum. Tüm gücüyle yerde çırpınıp kurtulmaya çalışsa da kollarından ve bacaklarından tuttuk. Yaşça en büyük olanımız belindeki koca bıçağı çıkardı. Gözleri korku içinde açılmış, çırpınarak haykırıyordu. Diğer birisi omuzlarından tutup başını yere doğru bastırdı. En yaşlı olanımız bıçağı boğazına dayadığında tüm gücü çırpınmak için harcarken ben tüm gücümle onu tutmaya çalışıyordum. Bir an önce bitmesi için yalvarıyordum. Bıçak artık boğazını kesmeye başladığında önce sadece derinin altındaki pembemsi etler göründü, bıçağı her sürtüşünde biraz daha kan toplanmaya başladı ve sonra bir film sahnesi gibi kan boğazından fışkırmaya başladı. Onu o halde tutmak için tüm gücümüzü kullanıyorduk. Bir süre sonra çırpınmaları git gide yavaşlamıştı ve kesik boğazından homurtular çıkıyordu. Bakmamak için ne kadar dirensem de gözlerini gördüm. Gözleri açıktı ve sanki kafasının arkasına doğru bakarmış gibi geriye doğru kaymıştı. O iri gözleri öylesine büyümüştü ki sanki bizi lanetlermiş gibi bakıyordu. Çırpınmaları tamamen kesildiğine emin olunca onu bıraktık. Kafasını kesen adam kesik başı alıp birkaç mt öteye fırlattı. Artık bakmamak için arkamı dönüp giderken bir başkası geldi ve yerdeki kana parmağını basıp alnıma sürdü. Nasıl göründüğüme bakıp güldü. Bende tebessüm ettim. Bir diğeri hemen onu parçalayıp işimizi bitirmemiz gerektiğini söyledi.

Tamamen parçalamış, tüm etleri kemiklerinden ayırmıştık. Bir başkası az ötede mangal yapmış kesilen etlerin bir kısmını alıp şişe geçiriyordu. Bu bayramda ineğe 4 kişi girmiştik. İneğe verdiğim parayı düşününce bu besicilikte iyi para olduğunu anladım. O iri ve ölürken korku dolu bakan gözleri hala aklımda ama namussuzun mangalı süperdi.

13 yorum:

Adsız dedi ki...

Çok güzel.. hadi bir gülüş bırakıp gideyim üstü sende kalsın .))

birfincankahveiçinbirpenny dedi ki...

eyvallah .)

winston wolf dedi ki...

ters köşeye yatırmak.

ceren dedi ki...

ahahah dehşet içinde okuyup sonunda dağıldım..

birfincankahveiçinbirpenny dedi ki...

aslında bir çok ayrıntıyı atlayıp yazıyı kısaltmak zorudna kaldım... çok daha vahşi bir anlatım olabilirdi :)

bucera dedi ki...

Etkilendim ....Tebrikler başarılı bir yazı olmuş

birfincankahveiçinbirpenny dedi ki...

tşk ederim bucera

sanitabant dedi ki...

hobaaa çok etkileyici, bi solukta okudum resmen...

emel dedi ki...

dehşet içinde, gözlerimi dört açarak, hatta bu adamı nereye şikayet edebilirim diyerek okudum yazınızı. bitirdiğimde ise dudaklarımda bir tebessüm:)
gerçekten başarılı bir yazı olmuş, kutlarım.

Adsız dedi ki...

kalp atısım hızlandı, terledim, ellerimle koltugun kenarları cırmıkladım çığlık attım we en sonunda da raatladım.. yani yazını okumam bittinde :)
ellerine sağlık, süper olmuş ;) yani süper olmuştur heralde şişe geçirip yediin etler :)

birfincankahveiçinbirpenny dedi ki...

santibant, tşk ederim hedefi,m daha uzun solullu birşeyler :)
emel, sen yinede ispiyonculuktan uzak dur :) yarın bi gün hakiki bir itirafta bulunmak isterim senin yüzünden mahrum kalmasın okuyucular :)
adsız, şişleri bir görsen yedikçe yiyesi geldi insanın..okurken o kadar heyecan verdiysem, ulan hakkaten gözlerim dolar ama :)

BeD@rdeM dedi ki...

inek bile okusaydı anlamazdı, kendi cinayetinin böylesine bir anlatıma malzeme olacağını... yaşattığın taşikardi iyi geldi sabah sabah : )

Berrin'deniz' dedi ki...

yazıdaki espri güzeldi ama hayvanın başına gelenler gözümde canlanınca çok feci. bu konuda çok hassasım, hoşuma gitmedi.

Related Posts with Thumbnails