9 Mayıs 2009 Cumartesi

Tek dişi kalmış demokrasi

CNN Türk’te Reha Muhtar'ın 'Çok Farklı' programına konuk olan Tiyatrocu ve Öğretim Üyesi Zeliha Berksoy “cahillerin oyu ile demokrasi olmayacağını” öne sürmüş. Bu programı sıklıkla takip etmeme rağmen, asıl izlemem gereken zamanda ne yazık ki atlamışım.

Hatırlayacağımız, hatta kolay kolay unutamayacağımız gibi, Aysu Kayacı,(*) “dağdaki çobanın oyu ile benim oyum bir olamaz” demişti. Olay çok da abartılmamıştı ki, Aysu Kayacı’nın cahilliğine verilmişti. Herkes sarışın deyip gülüp geçmişti. Öğretim üyesi Zeliha Berksoy’un cümlesi ile Aysu Kayacı’nın cümlesi aslında birbirine tamamen paralel, üstelikte Zeliha Berksoy ki özellikle araştırıp baktım sarışın bir kadın da değil. Gazete manşetlerinden anladığım kadarı ile epey de bir eleştirilmiş ve eleştirilmeye devam edecek gibi görünüyor.

Zeliha Berksoy bence kısmen haklı ama büyük ölçüde eksik. Nasıl ki şu an yaşadığımız küresel kriz yüzünden içinde bulunduğumuz ekonomik sistemin çökeceği varsayımları ve inanışları takdire şayan bir hızla artmakta ise, krizden önce böyle bir varsayımda bulunmak bir bakıma komün sistemin hayranı olarak görülür hatta grup içerisinde taşak konusu bile olma sebebiydi. Nitekim bu krizi önceden kestirebilmek için herhangi bir şekilde ileri derece finansal bilgiye gerek kalmaksızın insan denen zımbırtının harcama, öde(me)me ve tahsil etme konusundaki becerilerine şöyle bir göz gezdirmek yeterliydi. Ama ne yazık ki o sırada birçoğumuz harcamaları maksimum yapıp asgari ödeme durumunda olduğumuzdan bir türlü gözümüzü gezdiremedik o taraklara.

Şu yazıda da konuya değinildiği gibi
(aslında o yazı yaklaşık 2-3 yıl önce yazılmıştı), tıpkı bu küresel kriz gibi şu an demokrasi adını verdiğimiz sisteminde kıçımızda bir gün patlayacağını düşünmekle beraber Zeliha Berksoy’un “cahillerin oyu ile demokrasi olmayacağı” sözüne hak veriyor hatta eksik buluyorum. Eksik kalan kısmı, bu ülkede demokrasi denen çomağın Cumhuriyet’in ilk çeyreğinden sonra bir ucunun boka bulandığı için aslında kullanılmaz olmasındandır. Daha açık konuşmak gerekirse bu ülkede hiçbir şekilde demokrasiyi benimsemiyorum, sağlıklı olarak uygulanıyor ya da uygulanmıyor bir yana her iki durumda da işe yaramaz görüyorum. Zaten şurada yazdığım gibi demokrasi adına her hangi bir katkımda olmadı.

Yine Zeliha Berksoy’un (**) dediği gibi “cahil bir toplumdan kitle olmaz ancak bir sürü olurdu”. Bu sürüyü ise yönlendirmenin tabi ki çeşitli yollar mevcuttu. Az öncede bahsettiğim gibi cumhuriyetin ilk çeyreğinden sonra yani milli eğitim bakanlığının tüm eğitim, sistem ve görüşlerinin iktidar partisinin fikirleri doğrultusunda her seçim sonucu değiştirilmesi ve uygulaması ile sürüyü kontrol etmek için kullanılan mutluluk çubuğunun adı demokrasi olmuştu. Eğitimin boktanlığı ve öğretimin dandikliği sayesinde demokrasi, gayette kullanışlı bir çubuktu ki aradan yükselen bazı seslerin bir taraflarına demokrasi çubuğu sokularak susturulması ve bunun 18. yüzyılda yaşamış, linç kelimesinin isim babası olan (***) Mr. Lynch vari yöntemlerle uygulanması ile çıkan ve çıkacak sesleri kesmesi de (etkisi geçmişe nazaran azalsa da) devam etmekte.

Cahillik tanımın aslında sadece 2X2 nin 4 ettiğini bilmemek değildir. Cahillik aynı zamanda kadın yada erkek için gururdan, para için emekten fazlasını feda etmektir. Siktir edin TDK da yazanı. Aslında tüm pisliğimiz ve cahilliğimiz Virgilius’un şu yazısında da belirttiği gibi bunlardan ibaret değil mi?



Konu ile ilgili "ulan ben ne çok şey biliyorum a.q." dipnotu:


Demokrasi kendi içinde onlarca çeşit sisteme dayanır ve yine kendi içinde çeşitli fikirler barındırır.

(*)Aysu Kayacı nın bahsettiği demokrasi modeli aslında büyük ihtimalle farkında olmasa da demokrasinin ilk halini yani Antik çağ demokrasisine dayanır. Atina tarafından pırtlatılan bu modelde köylüler ve köleler bunlara ilave olarak birde kadınlar oy kullanamazdı.

(**)Zeliha Berksoy’un kanaatimce bahsetmeye çalıştığı demokrasi modeli ise ki büyük ihtimalle farkındadır, 17.yy demokrasisidir. Bu demokrasi modeli halkın gelişimini esas almış olan ve ilk Liberallerin ortaya çıktığı demokrasidir.

Anlaşılacağı gibi hiçbir demokrasi çubuğunu almak istememekle (en azından gururdan ve emekten fazlasını veren bir toplumda, yada Besim Tibuk geri dönene kadar) beraber alternatif bir fikrimde yoktur.Zaten bulsam kitleleri arkamdan sürüklerim. Hatta bizzat ben o kitlenin arkasına geçerim hep demokratlar s*kti birazda ben s*keyim diyerek. Şu fani dünyada salak mıyım siz insanların refahı için ömrümü çürüteyim? Sabunu düşüreni affetmeme dünyası bu.

(***)Linç kelimesinin isim babası olan Sayın Lynch zenci kölelerin itaat etmesini sağlamak için, tüm zencilerin içerisinde en yavaş çalışanı ya da itaatte zorluk çekeni seçip hepsinin gözü önünde ölene kadar onu döver ve diğerlerinin böylelikle sınırsız itaat güdüsünü oluştururmuş. Yine kendi kanaatimce, Avrupalıların Stockholm sendromu aslında ilk bu zencilerde görülmüştür ki fazladan verilen bir parça ekmekle korkunun yanında vicdani bir bağlılıkta oluşturulması sağlanmış (bknz:demokrasinin medenileştirilmemiş hali).

9 yorum:

Adsız dedi ki...

demokratik, düşündürücü ve öğretici olmuş

bahtsız bedevi dedi ki...

Yazının 3/1 ine bile gelmeden gözlerim havlu attı. Benim bi göz doktoruna gitmem gerek sanırım. Ama önce bi teklifim var Penny, son yazını okur musun? Yazarken beyaz fona yazıyorsun, bi sorun yok tabi. Ama şu siyah fonun üstünde bi okumayı dene. Gözlerime hiç bişiy olmadı, hiçte zorlanmadım dersen doktora gidecem.

gregor samsa dedi ki...

pennycim yıllar önce tanışıklığımıza vesile olan platformda "sütlü nescafe istediğim garson önüme sütsüz nescafeyi geçtim çay getiriyorsa ve bu garson ile benim seçimlerde kullandığım oy eşit sayılıyorsa zikmişim böyle demokrasiyi" demiştim de canımı zor kurtarmıştım.

bir eskimo atasözü der ki : "aslanlar kendi tarihini yazana kadar tarih garsonların kahramanlıklarıyla dolu olacaktır"

birfincankahveiçinbirpenny dedi ki...

Adsız, demokrasinin sayılı artı yönlerinden biridir fikir serbestliği, düşünmek ise seni başarın, öğretme kısmı teveccühünüz.

bahtsız bedevi/eski dönüş/taze marla; en büyük zevklerimden biri zoraki yazmaya başlamış olduğum yazıyı bitirebildikten sonra dönüp dönüp tekrar okumak ve egolarımı tatmin etmek. esasen her hangi bir göz ağrısı çekmedim ama öyle olsaydı bile yılda 1 kez düzenli check-up gereklidir her insan evladına. bunların yanısıra eleştirini dikkate alarak arka fonu düzelteceğim. sonra kontrol edeceğim bakayım okudun mu:)

gregor samsa; her hümanistin zoruna gidecek bir açıklama bu aslında. ama insanlar sanırım bazı şeylere henüz hazır değil, ve bu yüzden tehlikedeyiz. aynı görüşte başka bir insana denk gelerek, anadolunun bağrından gelip büyük şehirde hiç tanımadığı köylüsünü bulan bir insanın mutluluğunu yaşadım.sen benim götümü kolla bende seninkini :)

bahtsız bedevi dedi ki...

O karının adı Aysu değil Aysun. Bu koca yazıda bu çok önemliydi evet :p

Bi de sallasana yav, demokrasi didiin nedir ki, çoğunluğun faşizmi :p

mihman dedi ki...

sistemin teoriğini bir yana bırakın, pratiğinin neresinden tutsanız elinizde kalıyor.
en fenası ve son iki seçimdir sıklıkla vurguladığım kısmı "mecliste temsil edilemeyenler" grubu.
düşünün ki meclise girmek için baraj %10. Bu o kadar büyük bir oran ki. Dolayısıyla barajı aşamayacak bir partiye oy vermek isteyen kimse: "bari oyum boşa gitmesin" deyip, seçmeni fazla olana yöneliyor. Dolayısıyla bu da demokratik seçme özgürlüğünün etki altında bırakılması demek.
Mecliste sizi temsil eden tek bir kimsenin olmamasının oligarşiden farkı kalmıyor o kimsenin nazarında.
Bir de Türkiye'deki ilk seçimlerde herkes oy kullanamıyordu. Belli kriterler gerekiyordu.
Ama işte benim oyum onun oyundan üstündür dediğinizde, "elite" kavramı gözümüze girebilir. Faşizmin göznuru.

Melih Dere dedi ki...

öncelikle "şurada da belirttiğim gibi" şeklinde linkler eklemek gözüme çok hoş göründü. En kısa zamanda kendi yazılarımda bu ritüeli ben de kullanıcam...

Galatada o cafede çok konuştuğumun farkındayım. Ben herşeyi bi çırpıda anlatıp rahatlamak niyetindeydim. Yoksa o kadar saçmalar mıydım :)

Demokrasinin gelişimi safsatası beni hep güldürmüştür. Bi yönetim biçimi kendi başına nası gelişir ki? Bir de ne olsa gelişiyo anasını satiim. Birisi elinde keleşle 50 kişiyi öldürüyo demokrasimiz böle böle gelişiyo ya a.q. ben böle gelişen demokrasinin. Her yanı kas oldu mustafa sandalın göbek yağ oranı bile demokrasi katsayımızdan üstündür :) Seneler önce yaşayan cahide sonku olsaydı keşke şimdi de olsaydı diyorum. Ana avrat dümdüz gidelen bi cumhuriyet tiyatromuz olurdu. :)

Melih Dere dedi ki...

bir kullanıcı, kendi yorumunda (bkz. yukarıdaki yorumum) saçmaladığını ancak okuyunca farkedip, sonra da "lan ne güzel böyle özgürce saçmalamak" diye düşünmesi demokrasi olsa da olmasa eses kuralına girer. Ayrıca iki kere iki dört eder :)

birfincankahveiçinbirpenny dedi ki...

melihciğim sana bakıp bakıp demokrasiyi daha iyi anlıyorum :)

Related Posts with Thumbnails