25 Mayıs 2009 Pazartesi

Şartlar değişse de bazı alışkanlıklar değişmemeli

Kalın karakaşlı bir çocuktu Mikail. Gözleri pörtlek, dudakları dolgun, benimle yaşıt bir çocuktu. İzmir’e yerleştikten sonra edindiğim ilk ve en göt arkadaştı. Yani çocukluk arkadaşımdır Mikail. Hani derler ya yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez diye, bizim ki pek öyle olmasa da ona yakın bir şeydi.

İzmir’de yaşadığım yıllar içinde Mikail ile hep iyi bir arkadaş olmuştuk. Mikail, o zaman ki güzide eğitim sistemimiz ile orta 1 e giderken birbirimize uyguladığımız kaba kuvvet neticesinde beni hep dövmeyi başarmıştı. Her ne olduysa orta 2 ye gelince artık ben onu dövmeye başlamıştım. Ortaokulun sonlarına doğru yine o beni dövemeye başladıysa da ortaokulun bitimiyle birlikte hep dayak yiyen taraf olmuştur kendisi. Mikail’de çevremdeki birçok insan gibi enteresan biriydi. Biz basketbol oynarken Mikail hep çöp kutularını karıştırırdı. Bir başka yerde biz futbol oynarken Mikail yine bizimle birlikte ama her zaman ki gibi çöplerle haşır neşir olurdu. Çöp kutularına hep, işe yarayan bir şey var mı diye bakar dururdu. Bir yerlerde yürürken bile hep işe yarar bir şeyler bulma umudu ile yerlere bakarak yürürdü. Nadirde olsa şansı yaver giderdi. Aslında Mikail içimizde en cin, en uyanık insandı. 90 lı yıllarda max dondurmalarının çubuklarında çıkan harfleri biriktirip MAX yazısını tamamlayarak aldığımız dondurmaların çoğunu Mikail yerdi. Hiç max dondurma alacak paramız yoktu ama sağda solda max çubuğu bulup MAX yazısını tamamlayıp aldığımız dondurmalarının haddi hesabı da yoktu. Hala hatırlarım en zor bulunan harf “A” idi. Mikail’in bir gün kanalizasyon deliğinde gördüğü max çubuğunu, uzunca bir sopanın ucuna sakız yapıştırarak aldığına şahit olduğum ve zekâsına hayran kaldığım bir an vardır ki karşılığında “A” harfini bulmasıyla bir dondurmayı daha yalayıp yutmuştu tek başına. En büyük zevklerimizden biride buydu, diğer arkadaşlarımız dudaklarını yalayıp bakıp dururken bir şeyleri tek başımıza yemekti.

Mikail’in çöp karıştırma tutkusu gitgide artarak devam etmişti ki, artık çöp bidonlarına sessizce yaklaşıp çöp kutusunu karıştıran kedilerin kuyruğundan yakalayıp dakikalarca havada çevirip fırlatmaya başlamasıyla ayyuka çıkmıştı. Ta ki ben devreye girene kadar. Yaşı kemale eren Mikail’in artık çocukluk evresinden bir adım ileri gitmesi gerekmekteydi ki Mikail’deki bu probleme neden olan eksikliğin farkındaydım. Mikail için milat olan o tarihten sonra onun hayata olan tüm bakış açısını değiştirmiş, çöp bidonlarına bir daha yaklaşmamış, tabiri caizse Nirvana’ya ulaşmadan bir önceki adıma ulaşmasını sağlamıştım. Mikail’e mastürbasyon yapmasını öğrettiğim günden sonra hayatı ve vizyonu tamamen değişmiş üstüne üstlük bana artık tek eğlencesinin bu olduğunu bile itiraf etmişti. Onu çöp bidonlarından kurtarmıştım ama uzunca bir süre daha büyük bir probleme sebebiyet vermişmiyimdir diye de korkmuştum.

O artık evli. Evleneceği güne kadar ise bana bu yüce öğreti için hep şükretmiştir. Bir Tarkan hayranı olan ve onun gibi kıvırtmaktan keyif alan Mikail, kendi düğününde onca kıvırtmadan sonra artık yorulup, hem çişini yapmak için hem de hava alıp bir sigaraya içmek için dışarı çıktı. Bende bunu fırsat bilip biraz taşak geçme umudu ile peşinden gittim. Tam yanına gidecekken, onu çaktırmadan çöp bidonuna göz gezdirirken buldum. Kendimi fark ettirmeden uzaklaşıp düğünde ki halaya katıldım, bir ara halayın başına geçip mendil bile salladım. Gecenin sonuna doğru takı merasimi başladı. Takı sırası bana geldiğinde hafifçe kulağına eğilip, bir sorun olursa bana gelmesini unutmamasını ve şartlar değişse de mastürbasyonu bırakmamasını tavsiye ettim.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails