21 Nisan 2009 Salı

"Ölüm gelir ölüm duygusuna karşı saygısız"

Meursault demişti ki: "her insan bir yakınının ölmesine biraz sevinir"

Öldü; hiç sevinmedim... yada bana mı yeterince yakın değildi?

9 yorum:

adsız dedi ki...

"öcalinmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir "

Melih Dere dedi ki...

yeterince ölüme yakın olan sensin :)

mhmn dedi ki...

Meursault dinsizin tekiydi zaten. Ölüm onun için yokluktan fazla bir şey değil.
Sevmenin bir yükümlülük olduğunu düşünüyordu galiba. O kişi ölünce de bu yükümlülükten bir miktar kurtulmuş oluyordu. Sevinmesi gayet doğal ve bir o kadar bencilce.
Entel dantel olmayan ve yazılması gerekeni de yazayım:
Başın sağolsun.

Maya Monoke dedi ki...

Ne var biliyor musun? Hayat denen illüzyonu öyle bir yaşıyoruz ki; gerçekte ahrete ait olan varlığımızın burada sadece belirli bir görevi yerine getirmek için bulunduğunu unutuyoruz, bilmiyoruz, umursamıyoruz… kaptırmışız gidiyoruz bir bakıma.
peki neden kayıp gidiyor yakınımızdakiler? Bu çok detay içeriyor. Gözümüzü yumduğumuzda dünyaya ait her şey bir anda kayboluyor. Tekrar açtığımızda ise dünyayı tekrar görüyoruz (buna bekâ deniyor.). İşte gördüğümüz dünyada insanın bedeni gelip geçici bir gölge sadece. Çünkü sadece doğuyor, büyüyor, ihtiyarlıyor ve ölüyor. Öldüğünde de geldiği yere kainata dönüyor yani gözden kayboluyor. (arada çektiğim sevgi yoksunluğu meselesini ben de henüz tam olarak hazmedemedim.)

İnsan ölse bile zaten bulunduğu gönülden hiç kaybolmuyor Bilhan. .” Sen onu madde halindeyken ister seviyor ol, ya da nefret ediyor ol… (ki sevmesen de gönlündedir.)
Sevinmek zorunda değilsin zaten. Bu konuda Mevlana demiş ki, “Beni toprakta aramayın. Ben, beni sevenlerin gönlündeyim”. meursalut efendiye ve hatta kamüye b... yemek düşer bu bağlamda.

Melih Dere dedi ki...

Herhangi bir ölümün üstüne, ölümü çağrıştıracak şeylerin sağlara ne faydası olabilir ki? Faydayı mesela, iç karartılması şeklinde de düşünebilmeliyiz. Yani ölüm, fiziki manada bilinmeyen bişey değil. Bence bunu bilmiyormuş gibi yapmaya çalışmaktır vahim olan!

Peki de yaşarken sevdiğimiz ya da sevmediğimiz onca insan öldüğünde nereye gidiyor? Bu konuda, bugünün insankızının ulaştığı bilgi seviyesine göre şunu kesin söyleyebiliriz: Bilmiyoruz..! Bilmediğimiz tüm konularda olduğu gibi bu konuda da yok ahirete gider, yok kainata döndü, yok götünü göbeğini böcekler yiyiyor gibi yaklaştırmaların hepsi hurafedir. Ancak bedenin çürüdüğü mesela reeldir. İlginç olan yaşarken de beden çürümekte. Bu anlamda ölüm, hızlandırılmış biraz da sulandırılmış bir başka yaşama şeklidir. Öff be, kafa lan bu kafa.

mhmn dedi ki...

insan ölünce alem-i berzah'a gider. inanan için cevap bu kadar açık ve net.
galiba bu soruyu bu kadar karmaşık kılan metod.

Melih Dere dedi ki...

alem-i berzah'a ilk kim, kaç yılında gitmiştir?

birfincankahveiçinbirpenny dedi ki...

mhmn; Meursault, Henry Chinaski'den sonra en çok gıpta ettiğim insanlardan biri. Meursault bahsettiğim sözü benim için farklı anlamlar taşıyor ve bu anlam neticesinde ona hak veriyordum. Meursault'un haksız ölümünün ardında anlaşılmamak vardı aslında. Dostlar sağolsun...

Maya Manoke; Bu konuda benden daha acılı ve tecrubeli biri olarak sana hak veriyorum.

Melih Dere; ebene atliim

Melih Dere dedi ki...

yani diğer kullanıcılara bu derece alttan alıp, ayaküstü kuruyemiş yer gibi "sağolun bize de bekleriz" şeklinde geçiştirmeler kullanırken, ebeme direkt olarak atlamam hiç hoş diildi. Bunu dedeni yeni kaybetmiş olmana bağlıyorum.

Related Posts with Thumbnails