5 Nisan 2009 Pazar

A noktasından B noktasına giden yakın geçmişten anılar-2

Yer, Mercedes otobüsleri, orta sıralar koridor tarafı, hareket hali. Kulağımda kulaklık, şarkı System of a down - Lonely day, süre 2dk 47 saniye.

Koridor tarafında oturmaktan nefret ediyorum. Uyurken başım hep derde girmiştir koltukların bu tarafında. Ama hareket halindeki bir taşıtta uyumak bir otelin kral dairesinde uyumaktan çok daha keyif verici olmştur hep benim için. Zaten karşı koyulamaz bir şekilde uyuyorum her seferinde. Sırf bu yüzden araba kullanmaya bile korkmuşumdur hep.

Yanımda parfüm dolu bir küvette çimip otobüse binmiş bir hatun vardı. Etrafı kolaçan ettim ve görünürde yer vermediğim için bana rahatsızlık verici bakış atacak kimseyi görememiştim. Koridorun diğer tarafındaki koltukta bir adam kolunu tutmuş, kendini değişik şekillere sokuyordu. Ya gerizekalı yada psikolojik bir rahatsızlığı var diye düşündüm. Devamlı olarak dişlerini sıkıp kaşlarını çatıyordu. Tepemde ise 2 mağara adamı durmuş bir şeyler haykırıyordu. İlk önce neden bu kadar sesli konuştuklarını anlamasamda, daha sonra merakımdan müziğin sesini kısıp dinleyerek, yanımdaki parfüm şişesine konuşmalarını duyurmaya çalıştıklarını anladım.

-Olum tamda arabayı çarpacak zamanı buldun, en işimize yaracak zamanda otobüslerde sürünüyoruz senin yüzünden.
-Napayım olum adamlar gaza getirdi draft yapalım diye, aldım anahtarlarını zaten muhahaha.
-Muhahaha.
-Boşver alırız yarına. Bizim karizmamızdan daha mı önemli olum.
-Öylede jeep ilede draft mı yapılır abartmışsın sende olayı.
-Ya söyledim pedere madem bana araba alıyon spor bişi al bari diye, o da arada lazım olur bizde kullanırız dedi.
-Mahalledeki manitaları napacağız peki, illede arabada araba diyorlar olum.
-Boşver abi ben bundan sonra otobüse binen aile kızları ile takılacam.
-Valla çokda güzel manitalar varmış hakkaten otobüslerdede.
-Öyle tabi olum. Sen bide "bizim 98H lara" binen manitaları görecen.

Daha sonra şoförün ısrarlı "arkalara doğru ilerleyelim beyler" lafından sonra kapsama alanımın dışına doğru ilerlediler. Halbuki konu çok daha ilgi çekici olmuştu "bizim 98H" lafından sonra. Benim iç sesimde içimde kaldı tabi, "98H larada otobüse binerken bastığın akbil ile mi biniyorsun" diyemeden. Müziğin sesini tekrar açtım. Mavi Sakal-İki Yol, süre 7dk 04saniye. Göz kapaklarım git gide ağırlaşmaya başlamıştı yine...

Birden irkilerek açtım gözlerimi. Kafam uyku halindeyken koridor tarafına doğru savrulmuş, dengemi kaybedip düşmeden neyseki kendime gelmiştim. Gören herkes tarafından yine gayet salak bir duruma düşmüştüm. Bu yüzden koridor tarafında oturmaktan hep nefret ediyorum. Kendimi toparlayıp uyumaya devam ettim. Zaman zaman kafam savrulsada zamanında kendime gelmiştim her seferinde. Yanımdaki deli adama baktım. Kafamın savrulmasından dolayı dikkati üzerime toplanmamış bir o vardı. Adamı birden çok sevdim. Hala dişlerini sıkıyor kaşlarını çatıyor ve omuzunu tutup birşeyler mırıldanıyordu. Tekrar gözlerimi kapattım. Sıradaki şarkı Sertab Erener-Lal, süre 3dk 37saniye.

Kafamı çarpma hissiyatı ve tepemde duran 40 lı yaşlarda, takım elbiseli, kilolu, bıyıklı adamın "UIIGHH!" sesi ile uyandım. (Siktir) Sanırım kafam yine savrulmuş ve adamın testislerini kırmıştı. O saatten sonra sikseler açmazdım ben o gözleri zaten. Uykuda birine saldırmanın etik olmayacağı varsayımla gözlerimi kapalı tutuyordum ama bu sefer uyumamaya yeminli olarak. Tezim kendini ispatladı olsa gerek ki her hangi bir şiddete maruz kalmadım. Koridor tarafında oturmaktan gerçekten nefret ediyordum.

Yanımdaki deli inmeye hazırlanıyordu. Yanında ayakta duran adamdan yardım rica etti. Meğer adam deli değilmiş. Kolu çıktığı ve parası olmadığı için hastaneye otobüsle gelen adamcağız durumu açıklayınca otobüsteki herkes seferber oldu yardım etmek için. Bir kez daha ön yargının ne kadar kötü olduğunu hatırlattım kendime. Ama bu durum yanımda oturan parfümeri güzelinin bir sürtük olduğu konusundaki düşüncelerimde yanıldığımı göstermez diye düşündüm (evet ironiyide sevdim hep).

Yanımdaki parfümeri güzeli kalkıp yerine adeleli ve karizmatik bir adam oturdu. Otururken gözgöze geldik ve gülümseyerek geçmesi için müsade etti. Gülümseyerek müsade ettim. Göz kapaklarım ağırlaşıp yanımda da ayakta duran kimse kalmayınca gönül rahatlığı ile gözlerimi kapatıp uykuya daldım. Bu sırada çalan şarkı yine System of a down, bu sefer chop Suey, süre 3dk 31 saniye.

Otobüsün sarsılması ile gözlerimi açtım ve hasiktir diyip hiç kıpırdamadan olayı idrak etmeye çalışarak bekledim. Başım yanımdaki adamın o adeleli koluna yaslanmış ve dudağım kenarındaki tükürüğün bir kısmı bu sefer adamın koluna akmıştı. Bu eşcinsel ve rezil görüntüyü sadece bir "pardon" diyerek geçiştirdim. Adam güldü ve önemli değil dedi. Tanrım ne kadar insancıl bir kul diye düşündüm. Kız olsam kesin verirdim ama bu şansı az farklada olsa kaçırmış oldu. Hemen kalkıp arka sıralarda boş olan bir cam kenarına oturdum. Koridor tarafında oturmaktan nefret etmekte ne kadar haklı olduğumu düşündüm tekrar. Kafamı cama yasladım ve tam uyuyacakken koltuğun arkasına yapıştırdıkları sümükten fena halde rahatsız oldum ve yerimi değiştirip bir başka cam kenarına oturdum. Bu sırada çalan şarkı Fatih Erdemci-Ben ölmeden önce, süre 4dk 50saniye.

Eve geldim. Çişimi yaparken göbeğimin, daha aşağısını görmemde küçük bir engel oluşturduğunu gördüm. Bu yüzden biraz kilo vermem gerektiğini düşünüp yemek yemeden playstation ın başına oturdum. PES 2008 i açtım. Bir süre sonra izmir'den bir telefon geldi. Arayan annemdi. Dedemin düşüp kafasını çarptığını ve beyin kanaması geçirip yoğun bakıma alındığını, en azından babaannemi bir aramam gerektiğini söyledi. Telefonu kapattım ve oyunuma devam ettim. Son dakikalara doğru bir gol yedim. Golün tekrarı gelirken aklıma Albert Camus'un Yabancı-sındaki Mersault geldi. Kendimden utanmalıyım diye düşündüm. Dolaptan kendime bir bira aldım, oyuna devam ettim. Rövanş maçında oyun sistemini 4-4-1-2 olarak değiştirdim. Turu geçmek için baskılı oynayıp gol atmak zorundaydım...

6 yorum:

gregor samsa dedi ki...

"Kız olsam kesin verirdim ama bu şansı az farklada olsa kaçırmış oldu."

cümlesinde "az fark" aletin küçüklüğüne bir vurgu amacı mı taşıyor:)

Not: yalnız böyle mersault olunmaz. olsa olsa yalnız olunur. mersault' un böyle bir sorunu yoktu çünkü onu astılar, sen ise yaşamaya devam ediyorsun. gerçi adaleli kollarda uyumaya yaşam denirse:)

birfincankahveiçinbirpenny dedi ki...

yaklaşım zekice ama vurgu tamamen, biz henüz tohumken cinsiyetin küçük tesadüflerle belli olduğu biolojik duruma idi:) öyle bir noktayı yakalamışsın ki açıklama yapmazsam üstüme bir etiket yapışacaktı.

Mersault'un aklıma gelişi ise onun rahatsızlık verici vurdumduymazlığı ve "her insan bir yakınının ölmesine biraz sevinir" gibi söylemleri yüzündendi. Eğer biri olmak gibi bir tercihim olsaydı bu Henry Chinaski'den başkası olmazdı :)

Adeleli kollarda uyuma olayı ise tamamen istem dışı (letent eşcinsellik tanımlamalarınıda kabul etmiyorum), parfümeri güzeline denk gelseydi onun omuzlarında hatta memelerinde uyuyabilirdim :)

Melih Dere dedi ki...

madem herkes ne kadar zeki olduunu ispatlama peşine düşmüş benim neyim eksik :)

ben de "çişimi yaparken göbeğimin, daha aşağısını görmemde küçük bir engel oluşturduğunu gördüm" cümlenden, küçük bir engelin pipin olduunu çıkardım. Pipin o kadar küçükse göremezsin tabi. penisi büyük olan erkek sendromuna hiç girme kafanı kırarım:p

Ama şunu kabul et penny, "az fark", "küçük engel" gibi lafların baya sarsacak seni :)

birfincankahveiçinbirpenny dedi ki...

"çişimi yaparken göbeğimin, daha aşağısını görmemde küçük bir engel oluşturduğunu gördüm" cümlesinde virgülün yeri hatırı sayılır şekilde tam istenilen noktaya isabet ettirilmiştir:) imla konusunda her ne kadar kötüde olsam ne tesadüftür ki bu sefer tam yerine koyduğumu düşünüyorum virgülü...

ayrıca bir erkek bir erkeğe bunu yapar mı, ikinizede hiç yakıştıramadım :)

Melih Dere dedi ki...

:)

ben seni gördüm olm hiç öle göbein filan yok. Kendini kandırma itiraf et bence. pipin küçük işte bunda utanılacak bi durum yok :)

birfincankahveiçinbirpenny dedi ki...

olm laçka ettin bloğu lan :)

Related Posts with Thumbnails