14 Nisan 2009 Salı

Bir Pazartesi seremonisi

Pazartesi günlerinden nefret ediyorum. Her sabah kahvemi getiren çaycıdan Pazartesi günleri nefret ediyorum. Zaten Pazartesi sabahlarının kahvesinden de nefret ediyorum. Biz tatil yaparken Cumartesi ve Pazar günleri çalışıp bana iş biriktiren tüm arap ülkelerinden ve İsrail'den nefret ediyorum. Her Pazartesi sabahı gazete okumaktan nefret ediyorum. Pazartesi günleri kendimden nefret ediyorum. Pazartesi günleri işemekten bile nefret ediyorum. Bir Pazartesi gününde sevdiğim tek şey, (...) hayır Pazartesi gününde sevidiğim bi' bok yok.

Böyle bir Pazartesi gününde eve dönerken, kapının önünde, üst kattaki piçin yine top oynadığını gördüm. Belli ki bugün de yine beynimi sikecekti. "Yap bakalım bir orta" diye seslendim. Fatma'nın ona verdiği şekerlemelerden olsa gerek ki eminim o da hiç haz etmez benden, sevimli sevimli gülümseyerek "at bi' kafa" diyerek topu bana doğru attı. Ayağımda yeni aldığım rugan ayakkabılara aldırış etmeden Harry Kewell vari bir şutla topu tam istediğim noktaya gönderdim. Çocuk, suratında patlayan topla çığlık çığlığa bağırırken hızlı hareketler ile kapının doğru anahtarını bulup dudağımın köşesinde oluşan Kevin Spacey'in American beauty de ki yine o meşhur gülümseyişi ile kapıdan içeri girmeye çalışıyordum.

Üzerime rahat bir şeyler alırken... Hayır burası çok Amerikanvari oldu. Üzerimi değiştirirken, "koca şirkette neden acaba bir tek kravat takan benim" diye geçirdim içimden. Gardropu açtığımda envai çeşit gömlek ve kravata takıldı gözüm. O an kendimde gömlek ve kravat takıntısının başlamış olduğunu farkederek bi' takım psikolojik rahatsızlığa sahip olduğum kanısına vardım. Özellikle dik yakalı ve kol düğmeli gömleklere karşı tarif edilemez bir sapkınlığım vardı. Bu salaklığı tekrarlayıp yeni bir tane almamak için kendi kendime söz verdim. Tekrar düşündükten sonra, Taksimde beğendiğim siyah çizgili gömleği aldıktan sonra bu sözümü tutmaya karar verdim.

Playstation kıyafetimi giyip ki bu kıyafet genellikle oyun sırasında kıçımın arasına girmeyecek rahatlıktaki giyisilerden oluşmakta, mutfağa girdim. Dolaptan aldığım 2,5lt lik kola şişesini kafama dikip içerken, göbeğimin hala daha aşağısını görmemi engellediği aklıma geldiği için 3. yudumda şişeyi tekrar dolaba koydum. Mutfaktan banyoya yöneldim. Çişimi yaparken kontrol ettim. Engel yerli yerindeydi. Boy ise ideal. (Normal üstü diyip bundan önce ki yazıda olduğu gibi gereksiz polemiklere girmeyeceğim)

İşim bittikten sonra ellerimi yıkarken ki elime işememiş olsam da yaparım bunu, aynada bir süre kendimi izledim. Kaşlarımın arasını almam gerektiğini farkettim. Aklıma hala yoğun bakımda olan dedem geldi...Ve hala aramamış olduğum babannem. Dolaptan makası aldım... Daha sonra suratına topu yapıştırdığım çocuğun ağlamasının ne kadar rahatsız edici olduğunu düşündüm. Aynada yüzüme dikkatli ve uzunca tekrar baktım, ta ki karşımda artık yabancı birini görene kadar. Kravatlarımı ve tüm dik yakalı & kol düğmeli gömleklerimi getirdim gözlerimin önüne. Ve makası ilk, artık omuzlarımın üzerine düşen saçlarıma vurdum. Makası elime aldığımda duyacağım pişmanlığın farkındaydım aslında. Neden kestiğim konusunda ise henüz bir fikre sahip değildim.

Yeni oluşan tavuk götü saç modelinden nefret ettim. Biraz da kendimden. Playstation ı açtım. Bir Makine olsaydım tüm playstation lara verirdim.

Sonra Fatma geldi. Azıma sıçtı. Tavuk götünü kesti. Şimdi biraz daha toparlandı.

5 yorum:

Maya Monoke dedi ki...

demek ki, neymiş pazartesi günleri radikal değişiklikler yapmaman gerekiyormuş. saç bu dönüşü olmuyor. içi cııııızzz edenn biri söylüyor bunu.
(dün pazartesiydi di mi? aha onun için kendi kendimi mavi mavi sabote ettim demek!)
bu gün salı olduğuna göre o telefonu da et bence. böyle zamanlarsa yakınlarımız aranmaktan hoşlanıyorlar.

Maya Monoke dedi ki...

imla hataları acayip olmuş idare ediver.

mhmn dedi ki...

kadınlar için saç kesmek depresyon belirtisidir. ama erkeklerde durum nasıl bilemiyorum. pazartesi sendromu bu kadar riske kaadir midir acaba.
ya da efeminen bir yanın var. :)

birfincankahveiçinbirpenny dedi ki...

Maya Manoke;
cevap yazma sırasında kontrol ve dikkat etmenin ne kadar zor olduğunu bildiğim için imla konusunu hiç dert etme.
Dün Salı idi, ama dün gece saat 12 den öncesi Pazartesi. ben uyumadan bir günden ertesi güne geçme olayını kabul görmüyorum zaten. neyse bu çok kafa karıştırıcı bir hal almaya başladı.
ben uzaktan sevenlerdenim, bu yüzden ziyaret etme ve telefon açma işleri bana hep zor gelmiştir. ama bir gün bu durumla yüzleşeceğim sanırım.

mhmn;
bu tez ile 7 yıldır depresyonda olduğum varsayımını çıkartabilirmiyiz :) bu süre içerisinde saç konusunda kendi işimi kendim görüyorum aslında. ama saçımı bu kesişimde henüz kendimce net bir nedene sahip değilim, kısa süre içerisinde edineceğim. gömlek ve kravat takıntıma neden olan durumumdan şüpheleniyorum şahsen.
her erkekte kadınsı bir yan vardır ama sanıyorum bahsettiğin bu değil...ben de her türk erkeği kadar magandayım aslında, sadece burda gizlemeye çalışıyorum...

Maya Monoke dedi ki...

vallahi ya! dün salıydı di mi? oha ne kadar dalgınım!!!sen yine de ara. bir gün gelir yüzleşmek zorunda kalırsan, o durumun artık kafanın az biraz üzerindeki baloncuk olarak seni hiç bırakmayacağını söyleyebilirim.

Related Posts with Thumbnails