19 Mart 2009 Perşembe

Yakın Geçmişten Anılar

Bir yalana kurban gitmiştim. Her ne kadar yalan olduğunu sonradan fark etmiş olsam da, o an için şüphelenmemişte değildim. Küçücük bir odanın içine tıkılmış bekliyordum. Daha sonra orta yaşlı balık etli bir kadın hücreye girdi ve emrivaki bir şekilde, “Soyun” dedi. Hem de tamamen. Turuncu tek parça bir kıyafeti de yatağın kenarına koydu ve “geri döneceğim” diyerek hücreden çıktı. Benden az sonra hücreye baygın halde gelen kirli sakallı ve doğulu tipli adam hafiften rahatsız edici bir şekilde inliyordu. Nasıl olduğunu sordum ama belli ki hala kendine gelememişti. Korkularım daha da arttı. Kadın tekrar hücreye girdi. Arkasında oldukça güzel ve adının Işıl olduğunu daha önce öğrenmiş olduğum sert bakışlı nazi subayı gibi bir asistan vardı. “Hazır mısın” diye sorduklarında, “hazırım ve korkmuyorum” diye cevap verdim. “Sadece açım” diye yarı duyulur şekilde kendi kendime mırıldandım. Uzun süredir hiçbir şey yememiştim. Asistan, “bizde zaten öyle olsun istiyoruz” diye karşılık verdi. Çıplaktım ve üzerimde sadece oldukça ince olan turuncu tek parça bir kıyafet vardı. Bana doğru yaklaştı ve gözlerimin hizasına doğru eğildi. Parfümünün ve çiğnediği sakızın kokusunu alabiliyordum. Üniformasının yakasından sadece bir kısmını görebildiğim göğüsleri, dikkatimi dağıtıyordu. İki elini yüzümün arasına alarak hiç bir şey demeden uzun süre gözlerimin içine baktı. Bir ara gözlerimi onunkinden kaçırsam da emrivaki bir şekilde yüzümü tutup o rahatsız edici bakışlarına devam etti. Doğruldu ve “gidiyoruz” dedi. 2 genç erkek ve orta yaşlı kadın kolumdan tutarak beni bir sandalyeye oturttular. “Nereye” diye sordum ve erkek olanlardan biri gülerek “bodruma” dedi. “Bodrum mu?” diye yeniledim, “evet” dedi. Neden bilmiyorum aklıma Trantino ve Hostel filmi geldi. Bodruma indiğimizde elime bir dosya tutuşturdular. Sanırım bana aitti. Dosyaya hafif bir göz gezdirdim ama ne yazıldığına dair hiç bir şey anlamamıştım. Beni götürdükleri yerde 3 kadın, 1 de genç bir adam daha vardı. Uzun ince ve yüksekte duran, üzerinde büyük spotlar ve garip erdavatlar olan bir yatağa yatırıp bağladılar. Kadınlardan daha yaşlıca olanı iyice üzerime eğildi. Dudakları neredeyse dudağıma değecekti. Dilimi uzatsam kadının ağzına girecekti. Bunu düşündüm ama yapmadım. Göğüslerini tamamen vücudumun üzerine salmış bir şekilde duruyordu. Üzerimde ağırlık yapıyorlardı. Bir süre göz göze kaldık. Bana ne yapacaklarını az çok tahmin ediyordum, ama yinede heyecanla karışık bir korku vardı içimde. Birazda canımı acıtmalarından korkuyordum. Sonra kadın hızlıca doğruldu. Açlıktan dolayı olsa gerek ağızım koktuğum için sanırım. Acaba kızmış mıdır? diye geçirdim içimden. Eline yeşil bir örtü aldı ve yüzüme kapattı. Hostel filminin tüm sahneleri teker teker gözlerimin önünde geçiyordu. "Burada hayatımın bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçmesi gerekirdi aslında" diye düşündüm. Örtü yüzümü tamamen kapatmış üzerinde sadece sağ gözümü açıkta bırakan bir delik vardı. Lanet olsun, gerçekten çok kızmış diye geçirdim içimden. “Sakın kıpırdama” dedi. Bağlıydım zaten ne yapabilirim ki? Elinde bir bisturi ile bana doğru geldiğini görüyordum tek gözümle. Konuşamıyordum ve kas katı kesilmiştim. İçimden bildiğim tüm küfürleri savuruyordum dişlerimi sıkmaktan çenem ağrıyordu ve yatağın kenarını sıkmaktan ellerimden ve parmaklarımdan kütleme sesleri geliyordu. Gözüme bir kanca taktılar ve gözümü kırpmamı olanaksızlaştırdılar. Elinde bistüri ile beklerken diğeri gözüme bir şeyler sıktı. O kadar sıkı bağladılar ki hiç hareket edemiyordum. Sadece inleme sesi çıkarabiliyor ve ellerimle yatağın kenarları sıkıyordum. Kasılmaktan onlara yalvaramıyordum bile. Birden yüzümün sağ tarafının beton gibi olduğunu hissettim. Aman allahım hiçbir şey hissedemiyordum. Sanırım uyuşturmuşlardı. İçim daha az acı hissedeceğim düşüncesi ile tam biraz rahatlamıştı ki, o lanet olası elinde bistüri üzerime doğru eğildi. Sadece ağız kokusuna bu kadar kızmış olabileceğini artık sanmıyordum. bistüri gözüme doğru yaklaştıkça, “şimdi uyanacağım, şimdi uyanacağım” diye geçiriyordum içimden. Bu olsa olsa bir rüya olmalıydı zaten. Ama değildi. Rüya olmadığını bistüri gözüme girip, göz çukurumu kanla doldurduğu zaman anladım. Nefes almakta zorlanıyordum. Hiçbir şey hissetmiyor ama her şeyi görüp duyabiliyordum. Allah kahretsin bu nasıl bir işkenceydi böyle. Neredeyse bayılacağım o ana geldi ki göz merceğimi çekip çıkardıklarını gördüm ve biri gözümün arkasına bir kanca takıp göz bebeğimi ters çevirip duruyordu. Bilmiyorum, yada bana öyle geliyordu. Neredeyse kusmak üzereydim. Bir süre sonra diğer lanet olası kadın bir iğne ile geldi ve iğneyi her batırışında o gözümü deliş sesi kulaklarımı parçalıyordu.

Hırt, hırt, hırt…

Tekrar tekrar batırıyor, iğnenin sadece gözüme değdiği anı görüyor deldikten sonra gözümün içine girişini izliyor daha doğrusu izlemek zorunda kalıyordum. Ne gözlerimi kırpabiliyordum nede başımı oynatabiliyordum. Dikme işi bitince lanet olası bir düğüm attılar gözüme. Tüm bunlar tam 45 dk almıştı ancak bana günlerce sürmüş gibi gelmişti. Ne yapmıştım ben, bu lanet olası yerde ne işim vardı hiç bilmiyordum. Kendimden geçmiş bir şekildeyken iki serseri koluma girip beni geldiğim sandalyeye oturttular ve aptal şakalar yaparak dalga geçmeye başladılar. Bunlar insan olamazdı. Belki de zaten değillerdi. Biraz gücüm olsa kaçmam içten bile değildi, ama 3. adımımı atmadan yere yığılacağımı biliyordum. Aslında üşümüyordum ama bacaklarım kontrol edilemez bir şekilde titriyordu. Sonradan öğrendim ki “şok” dedikleri meğer böyle birşeymiş. Beni tekrar aynı hücreye getirdiler ve yanımda inleyerek yatan adam hala susmamış inlemeye devam ediyordu. Aman allahım kim bilir ona neler yapmışlardı. Ardından o nazi subayına benzeyen asistan girdi hücreye gülerek. Tam bir fahişe gibiydi gözümde. Güzel memeleri olan bir fahişe. Eğildi, gözlerime baktı ve “tebrik ederim, iyi dayandın doğrusu. Cesurdun, gıkın bile çıkmadı” gibi laflar gevelemeye başladı. Anladım ki benden hoşlanmıştı. “Öyleyimdir, daha kötüsünü de gördüm” diye cevap verdim yarı iniltili bir şekilde. Sürtük bir kadın gülüşü atarak “belli, yine görüşeceğiz” diyerek hücreden çıktı. Elbiselerim bıraktığım yerdeydi. İnanılmaz bir hızla ve kalan son güçlerimi de kullanarak giyindim. Kapı kitli değildi. Hafifçe açıp dışarıyı süzdüm. Orta yaşlı kadın diğer hücreleri kontrol ediyordu. En sondaki hücreye girdiği anda hızla hareket ederek merdivenlere doğru koştum. Asistan gördü ve arkamdan “dur” diye bağırdı. Ama dinlemedim ve merdivenleri 4 er 5er atlayarak aşağı indim. Sanırım 5 yada 6. katta tutuluyordum. Son katlara gelirken ayağımı burktum ama umurumda bile değildi. Kapıda esmer uzun saçlı bir bayan görevli vardı. Göz göze geldik. -Kesilip, biçilip, dikilen gözüme baktı. Gerçekten üzüldüğü için mi bilmiyorum, yoksa acıdı m? ama hiç diğerlerine benzemiyordu. Zira kenara çekilerek geçmeme yardım etti. Çirkin bir kadındı aslında, ama yinede sevişilebilir diye düşündüm. Tam koşarak uzaklaşırken durdum, ona baktım ve “teşekkür ederim” dedim. “Geçmiş olsun” diye cevap verdi.

Evet gelmiş ve geçirilmiş olmuştum. Bir yalana kurban gitmiştim, hangi orospu çocuğu söyledi hatırlamıyorum ama local ameliyatların anestezi ile yapılan operasyona göre daha kolay ve acısız olduğunu söylemişlerdi. Öyle değildi. Buradan uzaklaşır uzaklaşmaz ilk iş olarak bu yalanı kimin söylediğini hatırlayıp elime geçirmeyi ve local olarak tecavüz etmeyi planlıyordum. Diğer yandan galata kulesinin altında ki o dik yokuştan, ıssız adamın evinin tam önünden, bazen koşarak bazen de düşüp, sendeleyip yuvarlanarak mümkün olduğunca uzaklaşmaya çalışıyordum. Yüzümün sağ tarafı hala uyuşuktu. Yüzümün uyuşmuş olan tarafı laçka olmuş bir şekilde istiklal’e girerken caddede ki kalabalık bana sanki Hostel filminden kaçmışım gibi bakıyordu. Bense kalabalığın arasında onlara çarparak uzaklaşmaya çalışıyordum. Tanrım, göğüsleri ne kadar da güzeldi.

5 yorum:

Maya Monoke dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Maya Monoke dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Maya Monoke dedi ki...

tamam tamam! üstte aynen şunları yazmıştım. aşağıda yazım hatasız haliyle yapıştırdım tekrar:

bir kaç ay evvel ben de gözümden bir operasyon geçirdim. pardon!fotodaki gibi değildi. benim problemim gözün kapağındaydı.
cerrah kesti o sesi duydum kırt kırt kırt... 2 ile 3. kırt arası makası beğenmedi aynen şu şekildi koçum beğenmedim bana ...(haliylen anlamadım ne cins bir makas olduğunu) verir misin?" dedi. sonra dikiş faslında göz kapağıma iğneyi (iğne ile mi dikiyorlar bilmiyorum) bir kaç kez batırıp çıkardı. ipliği çektiğini de hissettim. çekiştirdi bir güzel. iz kalacak mı derdi sardı içimi. hayır pot falan yapar allah korusun şekerim! neyse küçük ama yayvan kitleyi aldı çıkardı. yerini kazıdı biraz.
"çok güzel oldu haydi yallah!" dedi. bir an estetik yaptıran manyaklar geldi aklıma. bu muameleye değiyor mu acaba?

Maya Monoke dedi ki...

ben bu yorumları 19:00 civarı yaptım. 10:02 falan ne iş?

birfincankahveiçinbirpenny dedi ki...

saat olayını güney pasifik olarak ayarlamışım aslında saat olayını ayarlamamışı .) ondandır o...

Related Posts with Thumbnails