29 Mart 2009 Pazar

ben, "oy"um ve başka hiçbir şeyim bu ülkede


Gayet sıkıcı bir 90 dk sonunda neyseki bitti diyebileceğim bir maç oldu İspanya-Türkiye maçı. Galatasaray'ın Avrupa'dan elenmesi, ligde kötü sonuçlar alınması ve Bülent Korkmaz'a gitgide daha çok kıl olmamın ardından böyle bir maç iyice can sıkıcı oldu ki Bosna Hersek'te 1 puan farkla bizim önümüze geçti. Bu durum geçmişte olduğu gibi beni bir kaç yıl futboldan uzaklaştıracak türden. Hele Arda'nın önümüzdeki dönemlerde "hülle" yolu ile 25 milyon Euro'ya Fenerbahçe'ye gideceği, Aziz Yıldırım ile Adnan Polat'ın anlaşmış olduğu haberi Ali Samiyen'in bazı kulağı delik Loca izleyicileri arasında dedikodu olarak dolaşması ve bunun hazmedilemez kabusu, iyiden iyiye uykumu kaçırmış durumda. Bu haberin gerçek olma ihitmaline karşı Hıncal Uluç denen adama bile e-mail atmayı ve eğer mümkünse bu plana bir şekilde taş koymayı planlıyorum (Aziz Yıldırım ve Adnan Polat anlaşıyor ve ben böyle iki adamın anlaşmasını bozmak için planlar yapıyorum. İşte örnek Türk genci). Sanırım benim için son şans İspanya ile İstanbul'da oynayacağımız maç olacak. Umarım sonuç futboldan uzaklaşmamı engelleyecek bir şey olur.

Aslında, gayet gereksiz olan bu yazıyı yazmamdaki gaye bir sorunun cevabını merak etmemdi.

Yarın seçim var ve bu maç okadar sıkıcıydı ki son dakikalara doğru aklıma bir şey takıldı. Bizim bu elemanlar yarın nasıl oy kullanacak acaba? (Maçı izlememiş olanlar, maçın nasıl geçtiğini anlasın artık)

Madem hazır yazmaya başladık işi dahada gereksizleştireyim. Zira, işemek gibidir yazmak benim için. Bir kere başladın mı bırakamıyorsun.
Gregor Samsa demişti, "kimlere oy vermeyeceksiniz?" diye. Yine oy kullanmayacağım bu seçimlerde de. Sosyal sorumluluk vb nasihatları milyon kez dinlemiş irdelemiş ve yorumsuz bırakmış biri olarak seçmeme hakkımı, zira "içinizde seçebileceğim adam yok" imajını verme niyetindeyim/niyetindeyiz. Bu ülkede oy'a da inancım sıfır zaten. Neticede bu ülkenin oy oranı, muhalefetinde "tam istediği gibi" yani onlar yada bizler zihniyetine çevrilmiş, bir çok insan benimsemese bile iktadara olan memnuniyetsizlik neticesinde muhalefet adına oy kullanmayı kararlaştırmış. Dedimya muhalefetinde "tam istediği" bu diye. En son iktidarlığı Fenerbahçe'nin Türkiye kupasını almasından bile çok eski olan bir parti, halkı sürekli bizler ve the others diye ikiye ayırarak muhalefetteki iktidarını sağlamlaştırmakta. Çeşitli gruplarda gördüğüm ve okuduğum üzere, yeni gelen başka bir çeşit "oy" grubu var ki onlarda taktire şayan bir salaklık örneği göstererek Yazıcıoğlu'nun anısına BBP'ye oy verme niyetindelermiş ve bunun propogandasını yapıyorlar. "Var mısın yok musun?" a çok kafa yoruyor bu millet. Onların gözünde oy kutusu ile Acun'un kutusu arasında çok fark yok anladığım kadarı ile (Sayın yetkili, oyumuzu bu kutuya mı atıyoruz? Bu kutuda kırmızı hissediyorum ama hayırlısı olsun). Seçim anlayışının geldiği son nokta diyorum ben buna.

Dedimya oy kullanmayacağım diye. Karşı fikirde olanlar hele hele "iktidarı yıkmak için bari muhalefete ver" diyenler yada "bu ülke sizin gibiler yüzünden burda" diyenler bana hiç kızmasın yada konu üzerinde kafa yormasın. Zira ben çok yordum. Eğer siyasilerin gözünde ben, oyum ve başka hiçbir şey isem bu ülkede, buyrun burdan yakın,























Ayrıca nedendir bilmiyorum, mutlaka kutusu hakkaten güzel bir hatun bulunuyor Acun'un karşısında.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails